Vehbi Mahmutoğlu’nun Rumlardan satın aldığı tek vitesli (gerisi olmayan) küçük bir tekneyle tamamen gizli bir şekilde Anamur’a ulaşıp silah temin etmeye çalışan gençler, jandarma ekipleri tarafından casus sanılarak gözaltına alınıyor, kimliklerini ispatlayana kadar günlerce sorgulanıyorlardı.
Bereketçilerin Türkiye kıyılarına varışlarında jandarma tarafından tutuklanma krizleri çözüldükten sonra, bu bölgelerde gizli depolar kuruldu. Silahlar, Türk Silahlı Kuvvetleri envanterinden doğrudan aktarılmıyor; iz bırakmamak adına İkinci Dünya Savaşı'ndan kalma, menşei belirsiz veya kayıt dışı yabancı silahlardan seçiliyordu.
Kıbrıs tarihine adlarını bereketçiler olarak yazdıran Dillirgalı gençler, Kıbrıs’taki Türk yönetiminin bilgi ve onayı dışında sandalla Anamur’a gidip silah istemeleri, oralardaki maceranın ardından sistematik bir biçimde adaya silah getirmelerinin aksaksız devam etmesi Erenköy’e öğrenci çıkartılmasının yolunu açtı.
İlk Seferde Zir kampı’ndan ekibe katılan bereketçiler daha sonraları Erenköy’e gelen öğrencilere Anamur’dan köye geliş süreçlerinde teknede eşlik eden bereketçilerden biri olan Nevzat Nasıroğlu, yaşananları Kıbrıs Net Haber’e anlattı.
Kıbrıs’a gelecek ekibi getirmek için Türkiye’ye giden Erenköylülerin asker yerine öğrencileri görünce şok olduklarını kaydeden Nevzat Nasıroğlu, “Biz öğrenci istemeyiz, asker isteriz, öğrencileri ne yapacağız” diye dert yandıklarını ifade etti.
Erenköy’e giden ilk grupta yer alan Zihni Halilhan, “Zir Kampı’nın son günlerde kampa 3 kişi geldi. Erenköylü olan bu arkadaşların isimleri Vehbi Mahmutoğlu, Celal Mahmutoğlu, Fadıl Alirıza’ydı. Bizden ayrı duran bu arkadaşlar pek konuşmuyordu. Bize fazla bilgi vermeseler de nereye gideceğimizi anlamıştık. O zaman Erenköy’e gideceğimizi anlamıştık” diyeerek öğrencilerin ilk refleksini aktardı.




